SEKTÖR SOHBETLERİ

SEKTÖR SOHBETLERİ KÖŞEMİZİN BU AYKİ KONUĞU DİYARBAKIR ECZACI ODASI BAŞKANI ECZ. AHMET TURGAY YAŞAR OLDU. 32 YILDIR DİYARBAKIR’DA SERBEST ECZACILIK YAPAN YAŞAR İLE, DİYARBAKIR ECZACI ODASI’NI, SEKTÖRÜ, GENÇLERE TAVSİYELERİNİ VE ÇOK DAHA FAZLASINI KONUŞTUK

Siz! s!zden d!nleyerek daha yakından tanımak !ster!z. Diyarbakır doğumluyum, 1992 yılında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduğumdan beri, yaklaşık 32 yıldır Diyarbakır’da, farklı bölgelerde serbest eczacılık yapmaktayım. Diyarbakır Eczacı Odası’nda, Saymanlık ve Muvazaa Komisyonu Başkanlığı, Sıralı Dağıtım Komisyonu Başkanlığı görevlerini yürüttüm. Türk Eczacıları Birliği 42. Olağan Büyük Kongre seçim sonuçları ile Türk Eczacıları Birliği Yüksek Haysiyet Divanı üyeliğine seçildim. 11. Bölge Diyarbakır Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekteyim. Evliyim, iki tane çocuğum var.

Eczacı olmayı seçmen!z!n ana neden! neyd!? Üniversite sınavına hazırlandığım yıllarda eczacı olmayı bilinçli seçtim diyemem. Diyarbakır Anadolu Lisesi’nin iyi öğrencilerinden biriydim. Bu gibi okullarda başarı kriteri tıp fakültesini kazanmayla ilgiliydi. Ne kadar çok tıp fakültesini kazanan öğrenci varsa bu hem okulun başarısı hem de öğrencinin başarısıdır diye sessizlere o misyonu yüklüyorlardı. Ben tercihlerimi yazarken önce bütün büyük şehirleri yazdım. Geriye bir tek İzmir kalmıştı. İzmir’de de tıp fakültesinden sonra diş hekimliği geliyordu, benim el manipülasyon yeteneğim olmadığı için ve hiperaktif olduğum için diş hekimliğini seçmedim. Bir sonraki seçenek olan eczacılık fakültesini yazdım. Tıp fakültesini kazanırım diye düşündüğüm için tercihlerime ekledim ama eczacılık geldi. İlk başta şöyle düşündüm; İzmir’de biraz gezerim, sonra sınava tekrar girerim, çalışıp tıp fakültesine geçerim. Hatta liseden iki yakın arkadaş bu düşünceyle İzmir’e gitmiştik, o arkadaşım geri döndü ve şu anda Ordu’da doktorluk yapıyor. Ben baktım ki aslında bu meslek benim kişiliğime ve yeteneklerime çok uygun. Sosyal ve iletişim yönü çok güçlü olan bir insanım ve eczacılığın benim için biçilmiş kaftan olduğunu, tesadüfen benim için doğru bir meslek olduğunu fark ettim. Demek bazen Berat Bey’in dediği “EN ÖNEMLİ ARGÜMANIMIZ BİLGİ” SEKTÖR SOHBETLERİ SEKTÖR SOHBETLERİ ECZ. AHMET TURGAY YAŞAR DİYARBAKIR ECZACI ODASI BAŞKANI gibi size bir el uzanıyor ve önemli olan o eli görebilmek, işte o el benim için de eczacılık bölümünü kazanmamdı. Eczacılık sosyal olmayı ve iletişim becerilerinizin kuvvetli olmasını gerektiriyor, gün içinde insanlar bizden ücretsiz danışmanlık alıyor; bu hem ilaçlar için hem de sosyal hayatları için oluyor. Size danışan kişileri sabırla dinlemek zorundasınız. Çünkü eczaneye gelen insanlar hastalıkla boğuşan kişiler, hasta psikolojisinden anlamak çok önemli. Eczacılar eczanesine gelen kişileri müşteri gibi görmez, bu kişiler bizim hastalarımızdır, bu sebeple belli bir süre sonra bağ kuruyoruz ve bir aile gibi oluyoruz, zaten eczanelerin özel olmasının sebeplerinden biri, hastayla kurulan bağlardır.

Mesleğinzin s!ze öğrett!ğ! en öneml! öğret! ned!r?

Mesleğimin bana öğrettiği en önemli değer, sabırlı olmanın önemini anlamam diyebilirim. Bana göre sabır her şeyin başı; bir an önce çok büyük bir eczane sahibi olayım, çok iyi kazanayım şeklinde mesleğe bakmadan, kurallar çerçevesinde özveriyle çalıştığınızda zaten süreç sizi o noktalara getiriyor. Eczacılığın ana değeri sabır ve ikincil önemli değeri ise dayanıklılık, çevresel faktörler ile provokasyonlara kapılmamak çünkü artık rekabetçi bir ortamda eczacılık mesleğini yerine getiriyoruz. Her şeyden etkilenmeyen sağlam bir psikolojinizin olması lazım. Bu anlamda etik kurallar çerçevesinde sabırlı olursanız, zaten istediğiniz hedeflediğiniz her şeye zaman içinde ulaşırsınız

.Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı olma sürec!n!zden bahseder m!s!n!z? Eczacılık-yöneticilik kariyerime mezun olmamın hemen ikinci ayında başladım. Diyarbakır Eczacı Odasında yönetim kurulu üyeliği ile başladım, daha sonraki dönemde de saymanlık yaptım, sonra uzunca bir süre ara verdim ama eczacılık benden görev beklediği dönemler hiçbir zaman görevden kaçmadım ve çeşitli komisyon başkanlıkları yaptım. Eski oda başkanımız rahmetli Ferhat Değer öldükten sonra buradaki eczacı arkadaşlar, işleri toparlamam ve işin içine girmem için önerilerde bulununca yeniden aktif eczacılık siyasetinin içine döndüm. Önce Türk Eczacılar Birliği’ne yüksek haysiyet divan üyeliği yaptım. Daha sonraki süreçlerde de yeni nesli yetiştirip devretmek üzere oda başkanlığı yapmam yönünde talepler aldım. Yılların deneyimi olarak gördüm ki genç, pırıl pırıl bir eczacılık topluluğu geliyor ve bu topluluğu doğru bilgilerle donatıp yönlendirirsek, çok iyi yöneticiler kazanacağız; bu şekilde düşündüğüm için bu işe sıcak baktım. Tabii meslek bize çok şey öğretti ve bizim de öğrendiklerimizi bir sonraki nesle aktarmamız gerekli. Bu anlamda elimizden geldiğince hem odayı yönetiyoruz hem de burayı bir nevi eğitim yuvası gibi görerek geleceğin yöneticilerini hazırlıyoruz.

Diyarbakır Eczacı Odasının güncel olarak yürüttüğü çalışmalara değ!nebilir misniz?

Başkanlığım öncesi Diyarbakır Eczacı Platformu adı altında bir yapı oluşturmuştuk, zaten bu yapıda hedeflediğimiz çoğu etkinliği herhangi bir kurumsal kimliğimiz olmadan yapabildik. Başkanlığım sonrası bu platformu, eczacı odası çatısına taşıyarak pek çok etkinlik yaptık.

GENÇLER ÇALIŞMAYI BIRAKMASINLAR VE ECZACILIĞIN FARKLI ALANLARINA YÖNELSİNLER.

DÖNEMSEL OLARAK TÜM PAYDAŞLARIN BİR ARAYA GELİP AMASIZ, FAKATSIZ, KEŞKESİZ BÜTÜN SIKINTILARINI VE ÇÖZÜM YOLLARINI KONUŞABİLECEKLERİ ALANLARIN YARATILMASI GEREKLİ. Bu etkinliklerin başında tamamlayıcı eğitimler geliyor, eczacıların tamamlayıcı eğitimlere çok ihtiyacı olduğu için o taraftan başladık. Fakültede kaliteli ve kıymetli bir eğitim alıyorsunuz ama artık eczacılık mesleği spesifikleşti. Bu anlamda kendini geliştirmek ve diğer arkadaşlardan bir adım öne geçmek için yaptığın işi en iyi yapmak gerekiyor. Odamızın en önemli argümanı bilgidir. Bilgi olmazsa, istediğiniz kadar yeriniz ve ürünleriniz iyi olsun, bunu aktaramadıktan sonra rantsal anlamda dönüşüme alamazsınız. Biz bu açığı kapatmak için sürekli meslek içi eğitimler ve tamamlayıcı eğitimler veriyoruz. Liderlik anlayışım; işleri delege etmek yönünde. Görev de veririm, sorumluluk da veririm, yetki de veririm ama denetlerim. İlk başta çok sıkı bir denetime tabi tutarım sonra periyodu daha uzatırım ve belli periyotlarda kontrol ederim. Bu yaklaşımımı dayandırdığım argümanım ise insanlara sorumluluk vermezseniz öğrenemezler, hata yapılsa bile öğrenmek için sorumluluk vermek gereklidir. Ancak kasıtlı hatayı asla affetmem. Bilerek yanlışa da müsaade etmem. Bilgi eksikliğinden dolayı o anki psikolojik veya sosyal etkilerden dolayı yanlışlar yapılabilir. Bunlar masum hatalardır ve öğrenmenin bir parçasıdır ancak bilerek ve isteyerek birinin canını yakmak veya sistemi manipüle etme yönündeki yanlışları affetmem. Ekibim de bu konudaki hassasiyetimi bildiği için gayet mükemmel ve bu değerlere uygun şekilde çalışıyoruz. Bunun en iyi örneği yirmi yıldır Diyarbakır’da yapılmayan bölgeler arası toplantının ilkini bize vermeleri diyebilirim. Bu toplantı, Türkiye’deki eczacılık yöneticilerinin bize güvenmesi ve burada yaptığımız güzel işler ile organizasyon yeteneği güçlü bir oda olduğumuzun tescilidir. Bu organizasyonlar ciddi organizasyonlar ve bizim gibi yeni göreve gelmiş bir ekibe bu işin verilmesi ve bizim de bu görevi talep etmemiz mühimdir. Demek ki kendimize güveniyoruz, ekibimize güveniyoruz ve bu işin altından kalkarız. Sağlık sektörü paydaşlarına mesajlarınız neler olur? Elbette her meslek grubunda belirli sorunlar olur, önemli olan sorunların iletişimle çözülmesidir. Dönemsel olarak tüm paydaşların bir araya gelip amasız, fakatsız, keşkesiz bütün sıkıntılarını, sorunlarını ve çözüm yollarını konuşabilecekleri alanların yaratılması gerekli. Sağlık sektörü özelinde ilaç tarafı için konuşacak olursak, ilaç fiyatlandırma politikaları ile ilgili sorunlar mevcut ve konunun muhatabı kimlerse raporlarla veya çalışma dosyalarıyla ilgili mercilere sorunları ulaştırıp, sonucun da takipli olması gerekir. Çünkü sağlık her geçen gün fiyat anlamında pahalılaşıyor. Türkiye gibi yüzde seksen yedi devletin ilacı aldığı bir ortamda, devletin seksen beş milyon insanına bu hizmeti devam ettirebilmesi için illaki fiyatları baskılaması gerekir. Bundan dolayı biz eczacılar hak ettiğimiz değerleri kazanamıyoruz. Bu sorunun en azından bir bölümünü, özellikle eczacıya koruyucu eczacılık gibi bir misyon yüklediği zaman çözebiliriz. Bu durumun dile getirilmesi, paydaşlara haklı isteklerin aktarılması, bir masa etrafında bu sorunların dile getirilmesi ile çözüme giden yolların önünü açabiliriz. Tüm bu sorunları çözmenin temel yolu iletişim. Belli periyotlardaki iletişim kanallarının açık olması lazım. Siyasi görüş olarak mesleki siyasi olunması lazım. O masaya oturanın kendi dünya görüşü ve siyasetin dışında mesleki siyasetler yapması gereklidir. İlaç sektörünün bugün bulunduğu mevcut konumu değerlend$reb$l$r m$s$n$z? Türkiye’de ilaç fiyat kararnamesi avro kuruna göre fiyatlandırılıyor ama hayatın gerçeği enflasyona göre. Nasıl biz enflasyondan etkileniyorsak ilaç sanayisi de enflasyondan etkileniyor. İlaç sanayisi sektör dışından bakınca çok fazla para kazanıyor gibi görünüyorsa da çeşitli yatırımlar yapmak zorunda. Bunlar çok maliyetli yatırımlar. Toplum sağlığının sürdürülmesi ve kendi varlıklarının devamı için ilaç firmaları sürekli büyümek, istihdamı artırmak, farklı ürünler geliştirmek ve üretmek durumundadır. Üretim ve Ar-Ge aşaması da öyle kolay değildir. Onlarca ürün fikri geliştirir ve yatırım yaparsınız ancak belki biri belki de hiçbirini sağlığa kazandıramayabilirsiniz. Tüm bu parametreler göz önüne alınınca yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi lazım. Devletin yerli ilaç sanayisini, belli bir plan ve program çerçevesinde büyütmesi lazım. Çünkü ilaç stratejik bir ürün, bu konuda dışa bağımlılık kabul edilemez. Bugün yaşadığımız en önemli sorunlardan biri ilaçta dışa bağımlılık. Benim sanayiden tek isteğim, artık teknolojinin gelişmesiyle beraber Türkiye’de dünyadaki gibi bağımsız laboratuvarlar kurması. Bu bağımsız laboratuvarlar desteklenip akıllı ilaç ve spesifik ilaçların üretimine yönelik veya bulunmasına yönelik adımlar atılması gerekiyor. Çünkü olmayan bir ilacı, bir molekülü bulursanız Türkiye’nin neredeyse bütçesinin üçte biri kadar bir ihracat yapabilirsiniz. Türkiye’de ilaç sanayisi ciddi bir sanayidir. Çoğu sanayinin önündedir bunu özellikle de vurgulayabilirim. Berko İlaç’la $lg$l$ algınızı ve düşünceler$n$z$ öğrenmek $ster$z. Berko İlaç’ı şöyle tarif edebilirim; sahibinin eczacı kökenli olmasından dolayı, sektöre iyi bir eczacı gözüyle bakabilen bir firma. Berat Bey ilk başladığı zaman ne yapıyor, yenilikçi bir ürün üretip bu ürünle eczacının piyasa şartlarının üstünde para kazanmasını sağlayıp bir de üstüne üstlük bunu reçeteyle destekledikten sonra artık eczacının ona pozitif yaklaşmasıyla eczacıların yanında yer aldığını gösteriyor. O anlamda diğer firmaların da aynı minvalde yürümesini istiyoruz. Berko İlaç bugüne kadar eczacı dostu olarak sempati kazanmış bir firma. Bunda da sayın Berat Beran’ın şahsına münhasır kişiliğinin etkisi ile ona bağlı çalışan nitelikli ekibinin etkisi çok büyük diyebilirim. Berko İlaç’ın arkasında koskoca profesyoneller ordusu görev yapıyor. Umarım diğer ilaç firmaları da Berko İlaç’ın bugünkü konumu gibi konumlar alıp eczacı lehine çalışmalar yaparlar. Gençlere tavs$yeler$n$z neler olur? Yakın zamanda Dicle Üniversitesi Eczacılık Fakültesinin önlük giyme törenine katıldım. Berat Bey’le beraber gittik. Orada gençlerle konuşurken; artık serbest eczane üzerinden bu sistemin yürüyemeyeceğini, gerekirse hocalarını can kulağıyla dinledikten sonra bu yetmezse tamamlayıcı eğitimler alıp spesifik eczacılık türlerine yönelmenin gerekliliğini vurguladım. Artık 3.500 nüfus kriterinden dolayı gençlerin eczane açma şansı yok ama hala akademide, sanayide, araştırma geliştirmede önemli derecede eczacı eksikliği var. Her gün beni eczacı yakınları, aileleri arayıp başkanım ruhsat var mı diye soruyorlar. Ruhsat yok, olsa da üç beş tane olur onların çoğu da isteyenlere düşmüyor çünkü ruhsat fiyatları her geçen gün artıyor. Bunun için gençler çalışmayı bırakmasınlar ve eczacılığın farklı alanlarına yönelsinler. Sanayiye yönelsinler, ilacın olduğu her alanda eczacının olması gereklidir. Bir eczacı gözüyle bakılması çok değer katacaktır. SEKTÖR SOHBETLERİ SEKTÖR SOHBETLERİ Berko İlaç’ın Diyarbakır Eczacı Odası Ziyareti Berko İlaç’ın Diyarbakır Eczacı Odası Ziyareti 24 MART 2024 MART 2024 25




08 Mart 2024     Okunma Sayısı : 280